İşleyen Eller

Sosyal medya ile aşk-nefret ilişkisi ikileminde giden bir ilişkim var diyebiliriz. Artık her firmanın aman müşteriyi her yönden bağlayalım, daha da çok kazanalım minvalinde bir sosyal medya ajansı açması olsun, her sektöre girmek isteyen genci ucuza, aşırı saatler çalıştırarak ve bir sürü markanın sorumluluğunu tek kişiye yükleyip hata risklerini arttırarak sektöre kazandırması olsun, beni bir bir bu sektörden soğutuyor. Herkes herşeyi çok iyi bildiği ve ünvanlarla dolu olduğu için aslında kendime sosyal medya adı altındaki ünvanları eklemeyi çok sevmiyorum. Ama yaklaşık 7 senedir bu sektörün içindeyim, şu anın en popüler sosyal medya hesaplarını sanatçılar için ben açmıştım ay buralar nasıl olacak acaba diyerek. Şimdi her yer account, her yer sosyal medyacı ve gözümüzü kaçıramadığımız kirlilikle dolu etraf.

Tüm bu negatif durumların sonunda benim için facebook=iş, twitter=gündem, pinterest=renkli bir dünya ve son olarak en sevdiğim ama en kirlendiğini düşündüğüm instagram=yaratıcılık. Instagram’da öyle hesaplar var ki insan dönüp dönüp tekrar bakıyor, fotoğraflardaki yaratıcılığa hayran kalıyor, altında bir düşünme süreci olduğunu hissediyor ve bunu görme şansını yakaladığı için mutlu oluyor :) Bunlardan biri de Endonezyalı sanatçı Romo Jack‘in #whatmyhandsdoing projesi. Sanatçı ellerini kullanarak, muhteşem yaratıcı bir kompozisyon ve renkler eşliğinde fotoğraflayarak iç çekmemiz için bizlerle paylaşıyor. Hadi sözü kısa keseyim, hemen siz de bu görsel ziyafete dalın!

Screen Shot 2015-07-06 at 2.01.19 PM

Screen Shot 2015-07-06 at 2.01.25 PM

Screen Shot 2015-07-06 at 2.01.47 PM

Screen Shot 2015-07-06 at 2.01.57 PM

Screen Shot 2015-07-06 at 2.02.11 PM

Screen Shot 2015-07-06 at 2.02.17 PM

Kimler geldi, kimler geçti!

Sevgili dostlar, belki farkedenleriniz vardır sitemde ‘Dükkan‘ isimli bir sekme açtım ve içinde sevdiğim ama artık yeni sahibine kavuşması gereken ürünlerimi satışa çıkardım. Ayrıca içine benim olmayan ama zevk sahibi kişilerden de ürünler ekledim ve eklemeye devam edeceğim. Fiyatlar son derece uygun, ürünler dolaşsın ve ziyan olmasın isteğindeyim.

NIKE CHERRY SNEAKER - EU 37.5
NIKE CHERRY SNEAKER – EU 37.5

Malum tüketim çağındayız ve her ne kadar modanın peşinde koşmasak da çoğu zaman ihtiyacımız olmayan ürünleri dayanamayıp eve getirmeden edemiyoruz. Çok dikkat etmeye çalışsam da ben de alabiliyorum, giymiyorum hatta giymememe rağmen ayrılamıyorum. Zaten yıllardır her sene bir yaza giriş bir de kışa giriş döneminde derin bir temizlik yaparım, fazlalarımı da ihtiyaç sahiplerine dağıtırım. Yine aynı şekilde yaptım ama bazı ürünleri ayırdım ve sizlerle de paylaşmak istedim. Umarım zevkinize uygun parçalar bulabilirsiniz. Satın almak için benimle serrahanimiletisim@gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz!

MARKS&SPENCER / PATRICIA FIELD COLLECTION
MARKS&SPENCER / PATRICIA FIELD COLLECTION
BENETTON DERİ CEKET
BENETTON DERİ CEKET

BANA BU ARALAR NE OLUYOR?

5e9aa7884d67a089a8580433136c4321

27 yaş garip bir yaştır derler hep. Biliyorsunuz ünlü intiharlar filan da hep 27 yaşında gerçekleşmiştir nedense. İnsan ne kadar önceden olgunlaşmış olursa olsun bir başka düşünmeye başlıyor sanırım belli bir zaman sonra. Tabi 27 ikonik bir rakam oldu diye hep değişim orada gelecek diye bir kaide yok ama bana da 27’de vurdu sanırım. Nasıl ifade edebilirim bilmiyorum, inanılmaz şöyle oldu, böyle oldu diye anlatacak bir durum değil. Bir hissiyat, bir bakış açısı. Farklı bir pencere açıldı diyelim ama malesef genellikle daha kötümser olanından.

Böyle yazıyorum diye kimseler korkmasın öyle fenalarda değilim. Bahsettiğim şey hayattan bir yandan zevk almaya devam ederken, bir yandan da bazı konularda beklediğinden fazla hatta belki de haddinden fazla umutsuzlaşmak. Ülke konuları beni çok etkiledi yalan söyleyemem, her umut ettiğimde tam tersi oldu. Örneğin son seçimde bir baktım bir twitter, bir tv, bir etraftan haberler derken kendimi bitirmişim.

Ülkemizde sanatsal konulara gösterilen ilgi ve alakaya zaten ayrı bir hissiyat besliyorum. Seramik takılar yaparken ürünlerimizi beğendikleri ve satmak istedikleri için bizi çağıran çok ünlü bir müzenin mağazasına götürdüğümüzde, konuştuğumuz satın almacı ‘yaa çok güzeller ama bunları götürürken yabancıların bavullarında kırılabilir, onu düşünüp almayabilirler’ demişti. Ha bir başka müze mağazasında da bardak altlığı ya da magnet yapsanıza, onlardan lazım mağazamızda demişlerdi. Müzik, konserler tarafını da ayrı bildiğim için hiç başlamasam zaten daha iyi bu konuda.

Bir başka değişim ise insanlara bakış açınızda oluyor. Ben zaten her zaman konuşmalarımda sadece konuşmam hep mimik izlerim, bir ortamdaysam da gözüm konuşanlara bakarken bir yandan da küçük dudak hareketlerine, jestlerine, minik göz temaslarına bakar. O yüzden hep söylenenden daha fazlasını anladığımı bilirim. İşte bu anlamalar artık daha rahatsız edici olmaya başlıyor çünkü eskiden boşver dediklerine şimdi tahammül edemez oluyorsun. Birilerine sadece çıkarları için iyi davrananları görüyorsun, tabi körler, sağırlar birbirini ağırlıyor çoğu zaman. Bunu biliyorsun ama neyse diyemiyorsun işte. Aslında her zaman anlıyordun ama şimdi bir başka batıyor sana. Bilemiyorum belki de bu süreç daha da tahammüllü olabilmeyi öğrenme sürecidir.

Bir de tüm bu yaşamsal döngülere tabii ki benim de neredeyse ilk başladığı günden beri dahil olduğum sosyal medya olgusu girdi. Etrafta çok iyi ve faydalı bilgiler veren hesaplar, bloglar olduğu kadar çeteleşmiş, para odaklı ve çok iyi bilinen ama aslında işin mantığını kirleten çok fazla insan var. Bu bile insanı özellikle sevdiği sosyal medya platformlarından bile soğutabiliyor. Ama eminim bu da evrilecek ve değişecek.

Tabi hayatımın bu değişken döneminde beni çok mutlu eden  aktivitelerim yine benimle olmaya devam ediyor. Beni hayatımın her döneminde ve her zaman en çok besleyen şey başka ülkeleri, başka şehirleri gezmek oldu. Türkiye içi ve dışı birçok yere gitmeye çalıştım, çalışıyorum. Hem terapi oluyor, hem mutlu ediyor bazen de insanlar nasıl yaşıyor diye hafif kafayı kırdırıyor ama en çok da ilham veriyor. Bir diğeri ise takı yapmak. Küçüklüğümden beri takı yaptım ve sattım. Evimizin civarındaki kuaför, eczane vb. yerlere takı vermek için konuşma yapmaya giderdim. Küçük çocuk, kırmayalım der alırlardı. Sonra bir başka proje geldi. Şimdi ise farklı metallerle kuyumculuk eğitimi alıyorum. Yaptığım sosyal medya işi yanında bu beni dünyadan koparıyor, rahatlatıyor. Her zaman el emeğiyle üretilen ürünleri üretmeye ve satın almaya yatkın oldum. ‘Hand made’ şimdi çok popüler ama bir sürü kesim işin içinde para var diye girişmeden kimse yüzüne bakmıyordu küçük üretimcilerin.

Kısaca bu ara ben gezicem ve üreticem. Belki sonra sizle paylaşıcam, belki beğeneceksiniz ve o ürünler sizin parmağınızda ya da boynunuzda olacak. Bu yazıyı okuyan, tanımadığım insanlarla belki de aramda başka bir bağ olacak. Heyecanı ve umudu elden bırakmamak lazım. Öperim.