Fınd your Stuff!

Moda ve Kadıköy civarının malesef popülerleşmesinden dolayı hem aşırı bir kalabalık akın ediyor hem de her köşe başında yükselen trend kahve dükkanları hızla açılıp duruyor. Mahallesinde güzel yerler açılmasından tabii ki herkes hoşnut olur, şöyle bir çıkayım, dolanayım oh ne güzel der ama artık yürüyemiyoruz arkadaş, kiralar da aldı başını gitti. Ev, dükkan sahipleri ooo buralara insanlar geliyor hemen eski kiracılarımdan kurtulayım yerine kirayı beş katına çıkarıp yenilerini bulayım anlayışına girdiler. E tabi bir bir Moda’yı Moda yapan o mahalle kültürü ve esnaftan eser kalmıyor.

Processed with VSCOcam with c2 preset

Ama tabii ki ara ara güzel girişimler, minnoş dükkanlar da memnun etmiyor değil bizleri. Örneğin yeni açılan Stuff. Bir kere çok şükür kahveci değil. Kahveyi bu kadar seven biri olarak bu kadar kahve dükkanı muhalefeti yapacağım kimsenin aklına gelmez heralde :) Neyse konumuza geri dönelim. Ruşen Ağa Sokak’ta Stuff’ın minnacık bir dükkanı var, önünde de iki masası. Ufak bir kahvaltı, salata ve sandviç menüsü de var ama asıl ganimetler Smoothie ve Shotları. Ben kendimi bu sefer yeşil birşeyler içmek istediğim için ‘Alkalili’ isimli içecekle ödüllendirdim, tadına tam not veriyorum ama Muz Sandalı ve Temel Reis herkesin favorisi anladığım kadarıyla. Bir de aklım ‘Çimçim’ shot’ta kaldı. Cam kavanozumsu bardakta şifalı içecekler yanında da ceviz ve üzüm kurusu ile resmen gören beni aşırı sağlıklı besleniyor sanır. Neyse gelin güzel güzel deneyin :)

Stuff Healthy Drinks & Design Bar Adres: Caferağa Mah. Ruşen Ağa Sok. No: 14/B Moda, Kadıköy / İstanbul

Kıvırcık Saçlarla İyi Geçinmenin Yolları 2!

Kıvırcık saçlarımla nasıl geçindiğimi ve onlarla nasıl başa çıktığımı detaylı bir şekilde yayınladığım ilk yazım o kadar çok okundu, o kadar çok kişiden geri dönüş geldi ki açıkçası inanılmaz mutlu oldum. Birçok farklı mecradan bana kendi deneyimlerini aktaran ve sorular soran herkese çok teşekkür ederim. Aradan geçen zaman ürünlerimde değişime yol açtı ve bu da bana yeni bir yazının şart olduğunu hissettirdi! Hadi o zaman başlayalım kıvırcıklarla başetmenin yeni yollarına :)
Her ne kadar kıvırcıklarımla ahenkle dansederek doğmuş gibi görünsem de (!), yıllarca en büyük kabusum oldu şimdinin övgü sebebi saçlarım. Onları topladım, kabarmasınlar diye jöleledim, spreyledim. Düz saçların aşırı moda olduğu lise yıllarımda onları topuzlar yaparak gizledim. Sonra gün geldi, yıllardır edindiğim tecrübeler beni onlarla barışmaya yönlendirdi. Öncelikle katlı kesimin öneminden bahsetmeden geçmem mümkün değil. Saçlarınızı işini bilen bir kuaföre 6 ayda 1 yani sadece yılda 2 kere teslim etmek sizi her dertten kurtaracak. Katlı kesemem sana gitmez diyenleri es geçeceksiniz, sonuçta herkesin yüz tipine uygun bir katlı kesim var. En kısa katın saçın kuru halinde çene hizanıza gelmesi gerektiğini unutmayın yoksa zaten başedemezsiniz. Hatta geçmişte aslan yelesi denen saç modeline sahip oluverirsiniz 2014 yılında :) 
(Aslan yelesi saç modeli temsili)
Yukarıda paylaştığım temsili 80’ler resmiyle herkes durumu anlamıştır umuyorum. Kısaca özetleyelim en kısa kat önde çenede daha sonra arkaya doğru yarım daire şeklinde uzayarak bir kesim elde ediliyor. Arkada uzun, önde daha katlanarak gidiyor gibi düşünebilirsiniz. İkinci ve yine en önemli olay ise saçları ıslakken düzgün şekillendirmek, banyodan sonra üşengeçlik edenler kabarmış mısır püskülü saçlarla dolaşır benden söylemesi. 
Bir süredir farklı bir şampuan markasıyla aşk yaşıyorum. Avustralya Yaban Şeftalisi Özlü Aussie’nin Colour Mate serisi! Yaklaşık 4 aydır kullanıyorum son derece memnun kaldığımı söyleyebilirim, watsons’lardan satın alıyorum. Tek dezavantajı 250ml’lik saç kremi ve 300ml’lik şampuan boyutuna sahip olması, hızlıca bitiyor o nedenle stoklama yapıyorum. Saçınızda ciddi yıpranma ve püskül püskül olma gibi durumlar varsa kesinlikle daha önce önerdiğim Schwarzkopf’un Bonacure Acil Kurtarma Serisini kullanmanız gerektiğini yineliyorum.
Bu aralar banyodan çıkınca saçlarımın havluyla ıslaklığını alıp, milk shake marka shaping foam’u avuç içi kadar bir miktarda alıp saçlarıma yediriyor ve sonra geniş uçlu tarakla tarayarak tüm saçımı güzelce açıyorum. Size de öyle oluyor mu bilemem ama yumuşak ve açılmış saçları tararken içime de bir huzur geliyor benim nedense. Bu arada foam’u sürmemin sebebi diğer kullanacağım sabitleyici köpüklerin sertliğini alması!
Daha sonra çok az miktarda Lush’ın R&B saç kremini orta kısımdan uçlara kadar hatta özellikle en uçlara fazlaca gelecek şekilde yediriyorum. Bu krem o kadar iyi geliyor ki, saçlarımı rutin kestirmeye gittiğimde kuaförüm hiç kırılmamış saçların çok iyi durumda diyerek övgülerde bulundu! Bu arada buradan ülkemizi sessiz sedasız terkederek beni kapanmış dükkanının önünde ne!, nasıl yani?!? şeklinde sinir içinde bırakan ve son kutumla arkasından sessizce bakakaldığım Lush markasına teessüflerimi sunuyorum. Artık yurtdışına gidenlere sipariş vermekten başka şansımız kalmadı, Lush gibi bir markanın onca saçma sapan marka Türkiye’de tutunurken kapatmak durumunda kalmasını aklım almıyor. Bilseydim stok yapardım, yüz kremim bile oradandı ki bu noktada yeni yüz kremi arayışındayım ve önerilerinize açığım. 
Son olarak saç köpüğünde yine Schwarzkopf’un Taft serisinden buklelere uygun bir saç köpüğünü az bir biçimde saçıma yedirerek kullanıyorum. Daha sonrasında önceki yazımda anlattığım şekilde kurutmamı ve spreylememi yapıyorum. Ayrıca önceki yazıma gelen yorumlarda sevgili Azime saç köpüğü olarak Davines’in bukle şekillendiricisini tercih ettiğini ve çok iyi geldiğini söylemişti onu da buraya eklemek istedim. İşte şu sıralar süreç böyle ilerliyor. Faydalı olabildiysem ne mutlu bana kıvırcık saçlı kardeşlerim, sevgiler herkese :)